Çocuklar öldüğünde bu ülkede artık yalnızca yas tutulmuyor. Aynı anda bir hikaye inşa ediliyor. Maraş’ta, Urfa’daki okul saldırılarının üzerinden çok zaman geçmedi. Hayatını kaybedenlerin daha toprağı soğumadan, daha kelimeler yerini bulamadan, alıştığımız refleks devreye giriyor: Bir suçlu bulacağız. Ama gerçek suçluyu değil, kolayca bulunanı.
Bu kez adres yine tanıdık: televizyon dizileri. Birileri çıkıp “bu şiddeti diziler öğretiyor” diyor. Birileri ekrana işaret ediyor. Birileri, yıllardır kurdukları düzenin sonuçlarını kurmacaya yıkmanın rahatlığıyla konuşuyor. Oysa mesele tam da burada başlıyor: Gerçeği gizlemek için yazılan bu çalakalem senaryoda. Çünkü bu ülkede şiddet, izlenen bir şey olmaktan çoktan çıktı. Her gün yaşanan bir şeye dönüştü.
Bir çocuğun okula silahla girebildiği, faillerin cezasız kalabildiği, suçun bütünüyle olağanlaştığı bir yerde biz hâlâ hikayelerin etkisini tartışıyoruz. Sanki bütün mesele temsilden ibaretmiş gibi. Hayır, mesele temsil değil. Mesele içinde yaşadığımız gerçekliğin kendisi.
Yıllardır aynı döngünün içindeyiz: Bir felaket yaşanır, hepimiz sarsılırız, öfkeleniriz. Sonra öfke yön değiştirir, sorumlulara değil göstermelik hedeflere yönelir. Bu, yalnızca bir alışkanlık değil. Bu, çoğumuzun maruz kaldığı bilinçli bir yönlendirme. Çünkü gerçek sorumlular konuşulmaya başladığında, sadece bir sektör değil koca bir düzen tartışmaya açılır. Düzen tartışması da elbette bazıları için fazlasıyla tehlikelidir.
Ben bir oyuncuyum, yıllardır bu sektörün içindeyim. Dizi setlerinin, yazılan hikayelerin içinden biri olarak anlatının nasıl kurulduğunu biliyorum. Ama şunu da biliyorum: Hiçbir senaryo içinde yaşadığımız hayat kadar güçlü değildir. Eğer bir toplumda adalet duygusu aşınmışsa, insanlar her gün başka bir şiddet haberiyle uyanıyorsa, her suç cezasız kalıyorsa, orada diziler yalnızca gerçekliğin bir yansımasıdır. Diziler bazen abartır, bazen estetize eder. Ama şiddetin kökü orada değildir, çok daha derindedir.
Bugün dizileri hedef gösterenler, yıllardır bu ülkenin dilini kuranlar. Onlar kadınlara, çocuklara, muhaliflere, yoksullara karşı şiddeti meşrulaştıran, nefretin tonunu yükselten, kutuplaşmayı besleyen dilin sahipleri. Bugün “gençler etkileniyor” diyenler, yıllardır gençlerin büyüdüğü atmosferi yaratanlar. Bu yüzden mesele “ahlakımız hepten bozuldu” cümlesiyle geçiştirilemez. Ahlak ekrandan dağıtılan bir şey değildir.
Ahlak adaletle kurulur. Adalet yoksa en steril hikayeler bile bir duvara çarpar ve kırılır. Bu ülkede gerçek, kurmacadan daha serttir. Mafya babalığından kahramanlığa terfi eden Sedat Peker videolarıyla, yeni nesil çetelerle, faili meçhullerle, cezasızlıkla, ödüllendirilen suçla büyüyen bir gerçeklikte insanlara “diziler sizi bozuyor” demek en hafif tabirle bir kaçıştır. Daha açık söyleyeyim: Bu, açık bir hedef şaşırtmadır. Çünkü gerçek soruları sormaktan kaçınmaktır: Bu şiddeti kim üretiyor? Bu cezasızlığı kim sürdürüyor? Bu çürümeyi kim normalleştiriyor?
Çehov’un dediği gibi “duvarda bir tüfek asılıysa mutlaka patlar.” Bu ülkede tüfeği duvara asanlar konuşulmadıkça, biz patlama anını tartışmaktan başkaca bir şey yapamıyoruz. Oysa mesele tüfeğin duvara nasıl asıldığı, dört duvarın arasındaki odayı kimin düzendiği ve tüfeğin hâlâ orada durmasına nasıl izin verildiğidir. Bugün dizileri susturanlar, yarın başka bir şeyi susturacak. Ama hiçbir yasak, hiçbir sansür, hiçbir günah keçisi gerçeği ortadan kaldırmaya yetmez. Çünkü gerçek ekranda değil, yaşadığımız hayatın içindedir. Gerçekle yüzleşmekten kaçındığımız sürece, her yeni acının ardından aynı sahneleri izlemeye devam edeceğiz. Bu ülkede mesele ne izlediğimiz değil, nelere göz yumduğumuzdur.
Desteğiniz bizim için önemli. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi ifade özgürlüğünün sürekli tehdit altında olduğu bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğine inanıyor, eleştirel düşünceyi müşterek bir toplumsal değere dönüştürmeyi hedefliyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için fazlasıyla değerli. vesaire’nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire’yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Desteğiniz için şimdiden teşekkür ederiz, iyi ki varsınız.
