Bu ülkede herkes biraz yorgun

Bu ülkede artık insanlar birbirine “nasılsın?” diye sormuyor. Çünkü cevabı aşağı yukarı herkes biliyor. Kimse gerçekten iyi değil. Çoğumuz yalnızca ayakta kalmaya çalışıyoruz. Sabah uyanıyoruz, telefonlarımıza bakıyoruz. Bir kadın öldürülmüş, bir işçi göçük altında kalmış, bir çocuk çalışırken hayatını kaybetmiş, bir öğrenci gözaltına alınmış, bir sanatçı hedef gösterilmiş veya bir konser yasaklanmış.

Bir süre bunları konuşuyoruz, bir süre öfkeleniyoruz. Sonra başka bir şey oluyor. Hayat devam etmiyor ama biz devam etmek zorunda kalıyoruz. Galiba bu ülkede en çok ruhumuz yoruldu. Sürekli tetikte yaşamaktan. Her gün başka bir şeye canımızın sıkılmasından. Sabahları huzurla uyanamamaktan. İnsan bazen yalnızca bir günlüğüne bile olsa kötü haber duymak istemiyor, ama mümkün olmuyor tabii.

Bu ülkede hakikat insanın peşini bırakmıyor. Çarşı pazarda bırakmıyor, kirayı düşünürken bırakmıyor, çay veya kahve içerken bırakmıyor, sosyal medyada hiç bırakmıyor. Eskiden insanlar geleceği konuşurdu, artık sürekli ay sonunu nasıl getireceklerini konuşuyorlar. Bir zamanlar hayal kurardık. Şimdi çoğumuz “başımıza daha beteri gelmesin” demekle yetiniyoruz.

Bir toplumun hayal kurmayı bırakması, geleceğini yitirmesi fazlasıyla ağır. Çünkü hayal kuramayan insan, bir yerden sonra sadece günü geçiriyor. Yaşamıyor, katlanıyor, tahammül ediyor. Belki de bu yüzden herkes biraz gergin artık. Trafikte, evde, işte, sokakta… Çünkü herkesin içinde aynı şeyler birikiyor: yoksulluk, kırgınlık, yalnızlık, güvensizlik. En kötüsü de herhalde şu: İnsanlar artık kendini değersiz hissediyor. Çalışıyor ama yetmiyor. Konuşuyor ama duyulmuyor. İtiraz ediyor ama yalnız bırakılıyor. Bir süre sonra insan kendine bile yabancılaşıyor. Tahammül etmeyi yaşamak sanıyor.

Bazen “ne zaman bu kadar yorulduk?” diye düşünüyorum. Ne zaman birbirimizin acısına bu kadar uzaktan bakmaya başladık? Bir işçi öldüğünde birkaç saat konuşup hayatımıza kaldığı yerden devam etmeye, bir kadın cinayetini sıradan bir haber gibi tüketmeye, adaletsizliği gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası gibi görmeye ne zaman alıştık?Biliyorum, insan her şeye alışıyor. En çok da sürekli maruz kaldığı şeye alışıyor. Korkuya, yoksulluğa, adaletsizliğe, hepsine alışıyor. Galiba en tehlikelisi de bu.

Bu ülkede iktidar yalnızca televizyonlardan konuşmuyor, bize günün her anında nasıl yaşayacağımızı dayatıyor. Neye üzüleceğimizi, neye susacağımızı, neyi normal kabul edeceğimizi belirliyor. Belki de bu yüzden sesimizi yükseltmek, yazmak, itiraz etmek, direnmek, birbirimize “yalnız değilsin” demek her zamankinden daha önemli. Çünkü insanı ayakta tutan şey yalnızca büyük umutlar olmuyor,  birbirini tanımayan insanların aynı acıda buluşabilmesi oluyor.

Evet, bu ülkede herkes biraz yorgun. Belki de mesele bütün yorgunluğumuza rağmen birbirimizi duyup duyamayacağımızdır. Hâlâ itiraz eden insanlar var. Başkasının acısına sessiz kalmıyorlar, dayanışmayı hatırlıyorlar, inatla yan yana gelmeye çalışıyorlar. Başkaları için ayağa kalkıyorlar, itiraz ediyorlar. Bir grev çadırında, bir üniversite kampüsünde, bir tiyatro salonunda veya bir sokakta… Bu memleketin göğü bütünüyle kararmadıysa, muhtemelen onlar sayesinde.

Desteğiniz bizim için önemli. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi ifade özgürlüğünün sürekli tehdit altında olduğu bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğine inanıyor, eleştirel düşünceyi müşterek bir toplumsal değere dönüştürmeyi hedefliyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için fazlasıyla değerli. vesaire’nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire’yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Desteğiniz için şimdiden teşekkür ederiz, iyi ki varsınız.

Muhabbetimiz daim olsun...

Related Posts
daha fazla

Tüketenler tüketilir

İsviçre menşeli saat markası Swatch’un Audemars Piguet (AP) işbirliğiyle geçtiğimiz günlerde piyasaya sürdüğü “Royal Pop” koleksiyonu Londra, Paris,…
Total
0
Share

vesaire sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin