İnternet bir örgütlenme aracı olarak nasıl çuvalladı?
İnternet, kapitalizm veya savaş karşıtı gündemleri büyütmekte hiçbir başarı sağlayamadı.
1990’ların ortalarına gelindiğinde, çalışmanın istikrarsızlaştırılması, ekonomik eşitsizliğin yoğunlaşması, kamu hizmetlerinin yürürlükten kaldırılması, yapısal olarak borçlanmanın tesis edilmesi ve diğer birçok etken, siyasi uysallığın sürdürülmesi için yeni yöntemler bulmayı gerektiriyordu. Uçsuz bucaksız dijital sapmalar da sistem karşıtı kitle hareketlerinin yükselişinde caydırıcıydı.
İnternetin iyimser kabulü, kısmen, daha küçük veya marjinal muhalefet biçimlerinin etkisini büyüterek anaakımın dışındaki siyasi hareketler için vazgeçilmez bir örgütlenme aracı olacağı beklentisine karşılık geliyordu. Aslına bakılırsa, internetin sistem karşıtı örgütlenmenin ve eylemin geçici olarak ortaya çıkışını bile önleyen bir dizi düzenlemeden ibaret olduğu çoktan anlaşıldı. İnternet, elbette, örneğin kimlik politikaları, iklim eylemleri veya geçici öfke patlamalarıyla bağlantılı, kısa vadeli, tek meseleye odaklanan hareketler yararına, çok sayıda alıcıya etkili biçimde bilgi aktarma işlevini üstlenebilir. Ayrıca 1960’lardaki ve 1970’lerin başındaki geniş tabanlı radikal hareketlerin ve daha büyük kitle seferberliklerinin örgütlenme için kullanılan maddi araçlar fetişleştirilmeden ortaya çıktığı da unutulmamalıdır.
Sınıfsal çelişkilerin her zamankinden keskin olduğu tarihsel bir anda, internetin eşitlikçi ve yatay bir “kamusal alanlar” ortamı olarak görülmesi, sınıf temelli söylemleri ve sınıf mücadelesi savunusunu ortadan kaldırdı. Gerçekten de, internet kompleksi hiçbir zaman kapitalizm veya savaş karşıtı gündemleri büyütmekte ve sürdürmekte en ufak bir başarı sağlayamadı. Gücünü kaybetmiş insanlara farklı kimliklerin, mezheplerin ve çıkarların bulunduğu seçenekler sundu, özellikle gerici grup oluşumlarını tahkim etmede etkili oldu.