Mason Greenwood ve “himpathy” mekanizması: Kimle, neden empati kurarız?

Mason Greenwood adının Fenerbahçe ile anılmaya başladığı ilk andan itibaren hissettiğim şey, büyük bir hayal kırıklığı oldu. Yıllarca hem taraftar hem gazeteci olarak tribünde bulunmuş, ardından spor gazetelerinde Ryan Giggs’den Robinho’ya ve ismi aklıma gelmeyen nicelerine kadar şiddet faillerinin nasıl kolayca aklanabildiğini ön sırada izlenmiş biri olarak yine karşımda aynı manzara vardı. Aynı cümleler, aynı bahanelerle…

Bütün dünyada cinsel şiddet ve tehdit kanıtları internete saçılmış böylesine tartışmalı bir isimden başka futbolcu mu kalmamıştı? Bu karara kim, nasıl tepki verecekti? Peki, tepkiler bu transferi engellemeye yetecek miydi? Derken, ikinci bir şok daha yaşadım elbette: Halihazırda kimsenin bu transfere güçlü bir tepki gösterdiği falan yoktu. Aksine, ses kayıtları kamuoyunda hâlâ anımsanırken, Mason Greenwood kız arkadaşı tarafından “affedildiği” için taraftarların gözünde çoktan suçsuz ilan edilmişti.

“Geçmişte kaldı. Kız arkadaşı bile affetti, size ne oluyor? Gençtir, bir hata yapmış, kariyerine mi kıyalım?” gibi sözlerle şiddet faili bir erkek çoktan bağra basılmıştı. Şiddetin ve cinsel tacizin hiçbir zaman iki kişi arasında kalan özel bir mesele olmadığı, tam aksine toplumsal güç ilişkilerinin, erkek egemen rıza inşasının ve cezasızlık kültürünün bir sonucu olduğu gerçeği, bir kez daha bile isteye halı altına süpürülmüştü. Nitekim bu konuda yaptığım bir sosyal medya paylaşıma gelen mesajlar durumun vahametini özetliyordu: “Bu konuyu Ozan Güven meselesi gibi yapamayacaksınız, izin vermeyiz. İşinize bakın.”

Belli ki burada birden fazla mesaj vardı: Futbol, tabii ki, erkeklerin oyun alanıydı. Herkes kendi vazifesiyle meşgul olsundu. Yıllarca tribünde yer almak, hatta spor gazeteciliği yapmak bile herhangi bir erkeğe doğuştan bahşedilmiş futbol üzerine yazıp çizme hakkını maalesef bana vermiyordu. Bir diğer mesele de faili anlayışla sarıp sarmalamakla ilgiliydi. Ozan Güven de zamanında başarılı kariyeri, yeteneği, yer alacağı onlarca “güzel proje” düşünülerek toplumun ve medyanın bir kesimi tarafından bağra basılmış, onunla da benzer bir empati kurulmuştu.

Peki gerçekten kimle, neden empati kurarız? Başarılı, yetenekli ve imtiyazlı erkeklerin kariyerleri ve itibar kaygıları karşısında neden bu denli hassaslaşır, buna karşılık şiddete uğrayan kadınların beyanlarını, travmalarını ve yaşam haklarını bir çırpıda silip atarız? Hatta yeri gelir fotoğraflarla ispatlanmış şiddeti “o kadar da bir şey yok” diye küçültecek kadar kötüleşiriz? Neden dizilerin olmazsa olmazı “para avcısı tehlikeli kadın” karakterinin gerçekliğine böylesine tutkuyla inanırız?

Kayırıcı sempati: himpathy

Felsefeci Kate Manne, Down Girl: The Logic of Misogyny [Otur Kızım: Kadın Düşmanlığının Mantığı] adlı kitabında patriarkanın bu koruma güdüsüne bir isim koyar: himpathy (erkeklere yönelik aşırı empati ve kayırıcı sempati).  Kadına yönelik şiddet, cinsel taciz veya tecavüz vakalarında, toplumsal ve kurumsal empatinin hayatta kalan kadına değil fail konumundaki imtiyazlı, yetenekli, güçlü ve geleceği parlak erkeğe kayması durumudur.

Toplum, ağırlıklı olarak şiddete uğrayan kadının altüst olmuş hayatıyla ya da yaşadığı ağır travmayla ilgilenmez. Ancak şiddeti uygulayan erkeğin “kariyerinin mahvolma ihtimali” karşısında derin bir kaygı ve hüzün duygusunun yanı sıra koruma güdüsü geliştirir. Manne’in ifade ettiği üzere, fail erkeğe duyulan bu aşırı empati mağdur kadının sesini kısar ve onu kamusal alanda bütünüyle değersizleştirir.

Mason Greenwood vakasında Manchester United’ın takındığı kurumsal tutum, himpathy kavramıyla açıklanabilecek en iyi örneklerden biridir. Kilit tanıkların çekilmesiyle hukuki davanın düşmesini gerekçe gösteren kulüp, yürüttüğü iç soruşturmada sızan ses kayıtlarının “olayın tamamını yansıtmadığı” yalanına sarılmıştır. Söylem aşamasında da şiddet ve cinsel saldırı kavramları yerine, bilinçli bir şekilde “erkeğin üstlendiği küçük hatalar” ifadelerini kullanmıştır. Greenwood’un 7 yaşından beri kulüpte olması, “kulübün çocuğu” sayılması ve yeni baba oluşu vurgulanarak etrafına koruyucu bir “aile zırhı” örülmüştür. Failliği sabitleşmiş bir erkeği kovup bonservisinden vazgeçmek yerine oyuncu önce Getafe’ye kiralanarak olayın sıcaklığının azalmasını beklenmiş, ama oyuncudan kazanılacak paradan vazgeçilmemiştir.

Manchester United taraftarlarının “Female Fans Against Greenwood’s Return” bildirisinde vurguladığı üzere, bir kadını cinsel şiddetle tehdit etmek “çocukluk hatası” değil, imtiyazlı erkeğin kibirle beslenen bilinçli bir istismarıdır.

Kız arkadaşın “affetme” rolü: human giver

Mason Greenwood’un Fenerbahçe’ye transferi tartışılırken, sosyal medyada yürütülen ve çoğu kişinin inanarak tekrar ettiğini varsaydığım tartışma şu oldu: “Kız arkadaşı onu affetti, hatta yeniden çocuk yaptılar, size ne oluyor?” Bu argüman karşısında Kate Manne’in “human giver” kavramı akıllara gelebilir. Patriarkal düzende toplumsal roller ikiye bölünmüştür. Manne erkekleri “human beings” diye tanımlar. Bu tanımı da “hak sahibi olan, arzulayan, kariyere, güce, hata yapma ve aklanma özgürlüğüne sahip özneler” diye ayrıntılandırır. Kadınlar ise “human givers” rolündedir. Kadınlar, erkeklere duygusal destek, bakım, cinsel erişim, şefkat ve en önemlisi bağışlama sunmakla yükümlü öznelerdir. Yani sistemin kadından beklentisi -eğer hâlâ hayattaysa- bağışlaması, merhamet etmesi, mazur görmesi, abartmaması, pire için yorgan yakmamasıdır.

Rachel Louise Snyder’ın Görünmeyen Yaralar kitabında yer verdiği üzere, eviçi şiddet mağdurları hayatta kalabilmek, hayati tehlikeyi savuşturabilmek veya çocuklarını koruyabilmek için sıklıkla ifadelerini geri çekerler. Düzen, kadına yüklediği erkeği onarma ve aklamaya hizmet etme rolünü devreye sokar. Kadının zorunlu ya da travmatik affediciliği, erkeğin kamuoyundaki masumiyet karnesine dönüşür.

Ağır bir eviçi şiddet, tehdit ve travmatik bağlanma döngüsü içindeki bir kadının (özellikle failin muazzam serveti, hukuki ordusu ve toplumsal baskısı karşısında) şikayetini geri çekmesi veya ilişkisini sürdürmesi, erkeğin masumiyetini kanıtlamaz, işlediği suçu ortadan kaldırmaz.

Erkek akran desteği ve spor medyasının suç ortaklığı

Gazetecilik yaptığım kurumlarda tecrübe ettiğim atmosfer ile tribündeki erkek hegemonya aynı kaynağın suyundan beslenir: Walter S. DeKeseredy ve Martin D. Schwartz’ın “erkek akran desteği” teorisi. Spor yayıncılığı, soyunma odaları ve tribün grupları kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran, mazeret üreten ve birbirini aklayan kapalı erkek grupları olarak işler. Bu yapılarda şiddet faili erkek akranları tarafından yalnız bırakılmaz. Ya da onların değimiyle “satılmaz.” Mesela “Aramızda hallederi, saha dışı bizi ilgilendirmez, o da hak etmiş ama, sen kolay kolay yapmazsın böyle bir şey, vardır bir bildiğin” gibi söylemlere yaslanan bu dil, bu akran desteğinin ürettiği grup savunmasına örnektir. Dolayısıyla büyük bir sosyal medya baskısıyla karşı karşıya kalmadıkları müddetçe, erkek akranlar failleri ya destekler ya da görmezden gelir.

Büyük kulüpler bir yandan “Kadına Şiddete Son” yazılı pankartlarla, kapsayıcılık ve çeşitlilik söylemleriyle halkla ilişkiler vazifelerini yerine getirirler. Ancak iş sermayesi yüksek, yetenekli bir erkek oyuncunun işlediği eylemlere geldiğinde, tüm o sözler bir gecede unutulur. Mason Greenwood olayında görüldüğü gibi kulüp yönetimleri, bir grup futbolsever çekirdeğini çitleyip keyifle maçını izleyebilsin diye tüm kadınlara cezasızlık kavramının nasıl toplumun derinlerine işlediğini, çarkın nasıl sorunsuz döndüğünü açıkça göstermekten hicap duymaz.

Ozan Güven ya da Mason Greenwood vakasında karşımıza çıkan tutum aynıdır: Başarılı ve güçlü erkeklerin ikbal kaygıları için endişelenmek, onların suçlarını “talihsiz bir hata” olarak servis etmek, buna karşın şiddete maruz kalan kadınların seslerini kolayca görmezden gelmek. Böyle bağra basmalar gerek tribündeki kadınlara, ekran başındaki kadınlara, eline telefonu alıp şöyle bir sosyal medyaya göz atan kadınlara özetle tüm kadınlara tek bir şey söyler:

“Senin yaşadığın şiddet ve ihlal, fail erkeğin kariyerinden ve toplumsal itibarından daha değerli değil. Faili affetmek ve onun arınma ritüeline hizmet etmek zorundasın. Yalnızsın. Kamusal düzen, yargı ve spor endüstrisi senin bedensel bütünlüğünü değil, erkeğin yeteneğini koruyacak. Bu yüzden direnmek yerine teslim olmalısın.”

Temennim odur ki, sistemin kadınlara sessizce fısıldadığı, bazen yüz bulup bağıra bağıra dillendirdiği bu mesajı bütün toplum duysun ve en az bizim kadar irkilsin.

Kaynakça

  • Kate Manne, Down Girl: The Logic of Misogyny, Oxford University Press, 2018. s. 110-113, 185-204, 279-285
  • Walter S. DeKeseredy ve Martin D. Schwartz, “Male Peer Support and Woman Abuse”, Sociological Spectrum, 1993, 13(4), s. 393–413.
  • Rachel Louise Snyder, No Visible Bruises: What We Don’t Know About Domestic Violence Can Kill Us, Bloomsbury Publishing, 2019. s. 44-68

Size ihtiyacımız var. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi ifade özgürlüğünün sürekli tehdit altında olduğu bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğine inanıyor, eleştirel düşünceyi müşterek bir toplumsal değere dönüştürmeyi hedefliyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için fazlasıyla değerli. vesaire’nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire’yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Desteğiniz için şimdiden teşekkür ederiz, iyi ki varsınız.

Muhabbetimiz daim olsun...

Related Posts
daha fazla

Aşırılık üzerine

İnsanları aşırılık üzerine konuşmaktan daha aşırı yapan hiçbir şey yoktur. Ünlülerin verdiği en son çılgın partiler hakkında veya…
daha fazla

Artık her yer İskenderiye mi?

Önceki hafta birçok haber mecrasına gerçekliği sorgulanacak, insanların birbirine “bu gerçek olabilir mi?” diye sorduğu bir haber düştü:…
Total
0
Share

vesaire sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin