Şu anda, birisi, bir yerde
Şu anda, birisi, bir yerde...
Şu anda, birisi, bir yerde çakıl taşlarına bastı ve bütün koyu taşların hışırtısıyla uyandırdı; güneş bile yeni ayılıyor. Şu anda, birisi, bir yerde yirmi beş yıl önce bebekken çekilmiş videosunu ilk kez izledi, videodaki bebeğin bacağı kopuk ama gülümsemesi eksiksizdi, videoyu izlerken arkasından ona usulca sokulan karısının karnındaki şişlik için ne düşünse bilemiyor. Şu anda, birisi, bir yerde uyandı, sağına soluna baktı, sonra sebepsizce ağlamaya başladı. Şu anda, birisi, bir yerde inledi.
Şu anda, birisi, bir yerde bir kitap okudu ve hayatının aniden olmasa bile kademeli olarak değişeceğini hissetmeye başladı, daha sonra yazacaklarını başkaları okuyacak ve aralarında konuşacaklar. Şu anda, birisi, bir yerde sustu; karşısındaki iki kelime söylemesini bekliyor, susan da aklındaki dört kelimeden hangi ikisini söylese daha az üzüleceğine karar veremiyor. Şu anda, birisi, bir yerde ikinci kadehinin son yudumunu alırken birden Zorba’nın çaldığını duydu ve kendini tutamayarak kalktı ayağa, kolları hayatın coşkusuyla açılmakta. Şu anda, birisi, bir yerde tutsak, sevdiklerinden yıllardır uzakta ve yaşlandığını artık reddedemiyor. Şu anda birisi bir yerde, insanlar üzerinde hakimiyet kurmanın beklediği tatmini vermediğini geç de olsa anlamış durumda.
Şu anda, birisi, bir yerde uyuyor, gözleri hafif hafif kırpışıyor, küçücük bir çocuk olduğunu rüyasında gördüğü pembe balondan dev yılanın onun ve arkadaşlarının kollarını ısırdığı halde canlarının hiç yanmamasından anlıyoruz. Şu anda, birisi, bir yerde terk edildi ve daha sonra olacak kötü şeyleri on saniye önce derinliklerinde muazzam bir deprem olmuş, tsunamisini sezaryenle doğuracak bir okyanusmuşçasına hissediyor.