Türkiye’deki stand-up kültürü son zamanlarda bir dönüşüm geçiriyor. Yaygın olarak kabul gören anaakım stand-up anlatısının üretememe krizi, genç kuşakların bir nevi önünü açtı. Yıllardır sadece erkeklerin olduğu, eril dilin ve heteronormatif anlatının şaka malzemesi olarak sunulduğu stand-up sahnelerinde artık LGBTİ+’lar da var.
Anlat Aşko stand-up ekibi, LGBTİ+’ların kendi hikayelerini sahneye taşımak ve bu hikayeleri görünür kılmak amacıyla yola çıktı. Türkiye’de son dönemde LGBTİ+’lara yönelik giderek artan baskı, şiddet ve nefret söylemlerine karşı, Anlat Aşko ekibi hayatın her alanında oldukları gibi sahnede de “Buradayız” diyor. Anadolu Kültür ve zusa girişimi olan VAHA programı kapsamında düzenlenen Anlat Aşko stand-up atölyeleri, kendini stand-up sahnesinde görmek isteyen LGBTİ+’lara kapı açtı. Çevrimiçi ve yüz yüze yapılan eğitimlerde, LGBTİ+’lar kişisel deneyimlerini mizaha dönüştürmeyi ve sahne diline uyarlamayı keşfetti. Anlat Aşko ekibi VAHA’nın Ankara’daki etkinliğinde 45 dakika süren stand-up gösterisinde, mizahı gündelik hayatla harmanlarken, LGBTİ+’ların yaşadıklarını sahnede güldürerek görünür kılmayı başardı. Kimliklerini ve mizahı bir direnişe dönüştüren ekip, hayatın her alanında olduğu gibi yıllardır yer al(a)madıkları stand-up sahnelerinde varoluşlarıyla ve kahkahalarıyla gösterilerini sergiliyorlar.
VAHA’nın üçüncü döneminin şiarı “dayanışma içinde kültür ve sanatla ortak alanları geri kazanmak.” VAHA işbirliğiyle hazırladığımız bu söyleşide, programın üçüncü döneminde (2025-2026) yer alan Bursa’dan Özgür Renkler Derneği, Ankara’dan Kaos GL Derneği ve Kült Kavaklıdere’nin bir araya gelerek kurduğu Kuhaha Hub’ı yakından tanıyacağız. Kuhaha Hub’ın projesi olan Anlat Aşko Stand-Up gösterisi, LGBTİ+’ların kendi hikayelerini ve mizah anlayışlarını sahneye taşıması açısından önemli bir yerde duruyor. Sahnede kuir görünürlüğünü güçlendirmeyi hedefleyen, mizahı adeta bir direnişe dönüştüren Anlat Aşko Stand Up ekibinden Devrim Aden, Ecmel Deniz ve Kürliçe ile stand-up sahnesinde LGBTİ+ olmayı, mizahı ve iktidarın LGBTİ+’lara yönelik baskılarını konuştuk.
Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?
Ecmel Deniz: 27 yaşındayım. 8-10 yıldır transaktivizm yapıyorum. Kapsama alanında gönüllüyüm. Kaos GL Derneği’nde çalışıyorum. Birçok farklı LGBTİ+ dernekleri ve inisiyatiflerin içerisinde yer alıyorum. Temel çalışma alanlarım, transların sağlığa erişimi ve trans hakları.
Devrim Aden: 22 yaşındayım ve yaklaşık 7 yıldır LGBTİ+ aktivistiyim. Daha önce açık mikrofonlara çıkıyordum.
Kürliçe: 23 yaşındayım ve drag queen’lik yapıyorum. Performans sanatçısıyım.
Anlat Aşko stand-up projesi nasıl ortaya çıktı? Ekip olarak nasıl bir araya geldiniz?
Ecmel Deniz: Anlat Aşko projesi, VAHA desteğiyle ortaya çıktı. Özgür Renkler, Kült Kavaklıdere ve Kaos GL işbirliğiyle heteronormatif anlatılara karşı bir stand-up eğitimi vermek ve sahneye lubunyaları çıkarmak istedik. Özgür Renkler Derneği, LGBTİ+’lara üç ay süren online stand-up eğitimi verdi. İki kere yüz yüze eğitim aldık. Temel motivasyonumuz, heteronormatif anlatıları queer perspektifle hem eleştirmek hem de LGBTİ+’ların son baskılarla birlikte sahneye çıkmasının engellenmesine, medyada yapılan nefret saldırılarına karşı kendi alanlarımızı geri kazanma isteğiydi. Ayrıca, ilk süreçte birbirimizi tanımıyorduk, sahnede tanıştık.
Devrim Aden: Anlat Aşko’yu sosyal medyadan gördüm. İlk iki eğitime katıldım.
Kürliçe: Anlat Aşko’nun queer bir stand-up anlatısı yapacağını sosyal medyadan gördüm. Instagram üzerinden başvuru alıyorlardı. Buraya Kürliçe olarak başvurdum, Ecmel’in bahsettiği süreçleri geçtikten sonra Anlat Aşko ekibinde stand-up yapmaya başladım.
Anlat Aşko stand-up gösterisini nerelerde oynadınız? Ekibiniz kaç kişiden oluşuyor? Başka gösteriler de olacak mı?
Ecmel Deniz: Ankara ve Bursa’daki sahne mekanlarını dönüştürmeye ve o mekanları kazanmaya yönelik olduğu için Ankara ve Bursa’da sahne alma hedefimiz vardı. Proje kapsamında bir kere Ankara’da, bir kere de Bursa’da sahneye çıktık. Toplamda 15 kişilik bir ekibiz. Bursa ve Ankara’dan katılımcılar var. Ekipte İstanbul’da yaşayan bir arkadaşımız da var. Sahneye aktif olarak 8 kişi çıkıyor. Çalışmalarımıza devam etmek istiyoruz. Eskişehir ve İstanbul’dan davet aldık. Aslında bir turne hedefimiz var. Daha çok kendi dilimizi oluşturmaya ve sahneyi deneyimlemeye çalıştığımız bir süreçte olduğumuz için bunlar daha sonraki aşamalar.
Sahne bulurken zorlandığınız oldu mu?
Ecmel Deniz: VAHA destekli olduğu ve Kült Kavaklıdere bizi desteklediği için proje kapsamında sıkıntı çekmedik. Büyük şehirlerde bu daha kolay olsa da yerellerde hem sahne bulmak hem de LGBTİ+’larla ilgili bir gösteri düzenlemek hedef gösterilme riski taşıdığı için kolay olmuyor. Belediyeler, yerel mekanlar çekimser davranabiliyorlar. Bursa ve Ankara’da herhangi bir sıkıntı yaşamadık.
Sahnede LGBTİ+ olarak yer almak nasıl bir duygu? Stand-up sektöründe LGBTİ+lar olarak yeni bir alan yaratacağınızı düşünüyor musunuz?
Devrim Aden: Stand-up sektörü, erkeklerin elinde tekelleşmiş bir yerde duruyor. Erkeklerin bel altı şakalarıyla muhabbet çevirdiği bir alana dönmüş durumda. Lubunyaların buraya dahil olmasıyla birlikte hem görünür oluyoruz hem hayatımıza dair heyecanı ve kargaşayı anlatıyoruz. Öte yandan, kendi kimliğimize, varoluşumuza dair önyargıları yıkmaya çalışıyoruz. Kürliçe’nin drag performansı, Ecmel’in STK’lara dair yaşadığı olayları anlatması, benim gündelik hayatımda yaşadığım olayları anlatmam gibi… Lubunyalara dair çok iyi bir adım. Çünkü daha fazla görünür olmamız, anlatmamız, aktarmamız gerekiyor. Bu sektörün, cis erkeklerin elinden çıkması gerektiğini düşünüyorum.
Kürliçe: Ankara’da yaptığımız son gösteride üç lubunya olarak biz vardık. Üçümüz de trans bireyiz. Birimiz non-binary, birimiz trans kadın, birimiz trans erkek. Bu bana çok güçlü hissettiriyor. Trans bireylerin gündelik hayatta sokakta yürürken bile çok güvensiz hissettiğini ve herhangi bir alanda var olmak için çok zorlandığını görebiliyoruz. Komedi gibi bir alanda, üç transın stand-up yapıyor olması, kendi deneyimlerini aktarıyor olması ve bunu bir de şakaya vuruyor olması çok güçlendirici oluyor. Eminim ki bizi izlemeye gelen insanlara da çok güç veren bir şey bu.
Ecmel Deniz: Anlat Aşko ekibine dahil olana kadar hiçbir sahne deneyimim yoktu. Kendi hikayemi mizahla ifade ediyor olmak beni de oldukça güçlendirdi. LGBTİ+’ların bu kadar hedef gösterildiği bir dönemde, kendi hikayelerimizi anlatmak ve bunun üzerine düşünmek, bir araya gelebiliyor olmak bana çok iyi hissettiriyor. Umarım bu alanları genişleterek, sansüre karşı gelerek devam edebiliriz.
Daha önce sahne deneyiminiz oldu mu?
Devrim Aden: Daha önce Kürliçe ile açık mikrofonlara çıkıyorduk. Aslında daha önce Anlat Aşko’nun ikili versiyonunu yapıyormuşuz. Kısacası sahne deneyimim vardı.
Kürliçe: Yaklaşık iki yıldır drag queen’lik yapıyorum. Bursa’da, Mersin’de ve Diyarbakır’da sahne aldım. Şu an zaten Ankara’da sahne alıyorum. Ben üç sene önce Ankara’ya taşındım, öncesinde Diyarbakır’da yaşıyordum. 2018 yılında KuirFest Diyarbakır’a geldi. Festivalde iki drag queen sahne aldı. Onları gördüm ve “Ben de drag queen olmak istiyorum” dedim. 20 yaşımda Ankara’ya taşındım ve bir yıl sonra drag performansına başladım. Yapmayı istediğim ve hep hayalini kurduğum bir iş alanıydı. İlk drag queen performansını Diyarbakır’da izlemiştim, sonrasında Diyarbakır’da sahne almak bana çok iyi hissettirdi.
Türkiye’de komedi alanı eril bir sektör. Bu durum yavaş yavaş kırılmaya başlandı, kadın komedyenler arttı. LGBTİ+lar olarak ana akım stand-up’tan farklı olarak ne yapıyorsunuz? Bu alana katkınız nedir?
Devrim Aden: Kahpe Feleknaz, sahne alan LGBTİ+’lardan biri. Bu işi çok iyi yapıyor. Bizim buraya katacak olduğumuz şey, sahnede kimliklerimizle var olmamız. Herhangi bir role bürünmeden ve herhangi bir şeyi temsil etmeden doğrudan kendimiz olarak sahnede oluyoruz. Çünkü lubunyayız. Cis hetero kadınlar ve erkeklerin dışında LGBTİ+’lara dair olan şeyleri anlatıyoruz. Komedide olan bu açık böyle bir yerden kapanıyor. Stand-up’ta bu alanda büyük bir açık var.
Kürliçe: Benim çok sevdiğim bir söz var. Öteki olmak tanışmamakla ilgili. Sahnede lubunyalarla tanışıp, bu hikayeleri dinleyip, lubunyaların neler yaşadığını insanların görüyor olması çok iyi. Lubunyaların izlemesi beni çok mutlu ediyor. Lubunya olmayan insanların da gelip izlemesini istiyorum. Bu arada lubunya olmayanlar da gösterimizi gelip izliyorlar. Ankara’daki ilk Anlat Aşko gösterimize gelen heteroseksüel birisi gösteriyi izledikten sonra gay olarak açıldı. Böyle hikayeler var.
Ecmel Deniz: Stand-up buraya dahil olana kadar takip ettiğim bir alan değildi. Heteroseksizmi besleyen ve ötekileştiren bir dil kurmak, ana akım stand-up’ın malzemesi haline geldi. Sanat ve kendini ifade etme alanları, dışlayıcı olmak yerine kendiliğinden çeşitliliği artıran bir yapı kurmalı. Ana akım stand-up’ta hegemonik erkekliği öven, kendi kariyerlerini beslemek için ötekiyi dışarda bırakan bilinçli bir dil kuruluyor. Bu tesadüf ya da güldürü unsuru olarak yapılan bir şey değil, bilinçli bir tercih. Bizim yaptığımız da bilinçli bir şey. “Biz buradayız, varız ve bizsiz bir hayat yok” diyoruz. Burada anlattığımız şeyler, hayatın içinden ve çok gerçek. Anlattıklarımızın her biri bizim yaşamımız. Nasıl ki “yaşamda ısrar” diyorsak, sahnelerde de aynısını yapma motivasyonuna sahibiz. Kendimizi anlatma açısından her alanda olmamız çok değerli. Kendimizi anlatacak alanlar olmadığı için, sahne bizim için önemli bir fırsat.

Türkiye’de artık komedyenler şaka yaptığı için gözaltına alınabiliyor. İktidarın mizaha yönelik baskısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kürliçe: Stand-up’tan olmasa, drag queenliğimden, drag’den olmasa kimliğimden, kimliğimden olmasa yürüyüşümden zaten hedef halindeyim.
Devrim Aden: Baskının, homofobinin, transfobinin çok arttığı bir dönemdeyiz. Karambole yaşıyormuşuz gibi hissediyorum. Söylediğim bir şeyden mi alınacağım, aktivizmden mi alınacağım, yoksa attığım tweetten mi? Şakayı bir kenara bıraktığımızda kendi kimliğimize dair de her türlü hedef halinde olduğumuz için ne denilir bilemiyorum.
Ecmel Deniz: İktidar, sahne sanatları karşılaşma alanı yarattığı için öcüleştirme ve dışsallaştırma pratiğini her alanda uyguluyor. Bu sadece sahne sanatları için geçerli değil. LGBTİ+’ları ve kadınları hedef gösterme, var oldukları alanları ele geçirme ve öcüleştirme pratikleri çok yaygın. Sahnenin büyük hedef kitlelere seslenme potansiyeli olduğu için sahne üzerine de bunun yansıması tesadüf değil. Sanatçılara yönelik son yaşanan müdahaleler de kadınların ve LGBTİ+ları hedef alan politikaların iç içe geçmesinden kaynaklı. Maddi manevi değerleri öne sürerek, kendilerinden olmayan, makbul görmedikleri her şeyi hedefe koyma pratikleri var. Bu da bunun bir uzantısı. LGBTİ+’lar açısından mesele çok daha ayyuka çıktığı için mesele sahnede olup olmamanın çok ötesinde. Aile Yılı ilan edilmesiyle birlikte varoluşlarımızı bir suç unsuru haline getirmeye çalışıyorlar. Bırakın performans sergilemeyi, varlığımız hedefte olduğu için benim bu anlamda endişem yok. Sahne olmasa da başka bir yerden zaten beni hedef göstermeleri çok olası. Sahnemi elimden almaya kalkarlarsa başka bir alan olur. Her yerde LGBTİ+’ların varoluşunu savunmaya devam edeceğim.
Sahnede olmak size nasıl hissettiriyor?
Ecmel Deniz: İki defa sahneye çıktım, VAHA etkinliği sayesinde üçüncü defa sahneye çıkacağım. İlk sahneye çıktığımda çok heyecanlıydım. Sahneden sonra bile heyecanım geçmedi. Bir gün boyunca kalp ritmim düzelmedi. İlk sahnemde “Bu kadar gerginliğe değmez, bu iş bana göre değil” demiştim. Bir taraftan yapmaya devam ettikçe çok büyük bir keyif veriyor. İlgi de hoşuma gitmeye başladı. Arada insanlar beni görüp “Aa o komik çocuk sen değil misin?” diyor. Bu çok hoşuma gidiyor, yalan yok. Bir şeyleri anlatmaya devam etmek istiyorum, içinde bulunduğum durumdan keyif alıyorum.
Devrim Aden: Sahnedeyken aşırı taşkın ve coşkulu oluyorum, daha da iyi hissediyorum. Mükemmeliyetçi biri olduğum için düzenli olarak insanlara “Nasıl oldu, iyi miydi, bu şaka burada patladı mı?” gibi sorular soruyorum. Bir süreden sonra “Bence senin sahne ışığın var” cümlesini duymak, bana çok iyi hissettiriyor. Ben anlatıyorum ve o erkekler beni dinliyor. Bu beni o kadar iyi hissettiriyor ki. Örneğin ben bir ibne şakası yapıyorum, o erkek orada ona gülüyor. Bir yerden sonra kırılgan erkekliğini sorgulayabiliyor. Sahneyi aktivizm alanına dönüştürmüş bir yerdeyiz.
Kürliçe: Sahne bana çok uzak bir şey değil. Drag’e başlamadan önce Diyarbakır’da tiyatro eğitimi alıp tiyatro oynamıştım. Sahnede olmayı seviyorum ve ilgim var. İnsanların beni izlemesi hoşuma gidiyor. Lise 1’den beri sahnelerdeyim. Sahneyi sevdiğimi zaten biliyorum, kendimi rahat hissediyorum. Hayatım boyunca sahnede ve kamera önünde olmak istiyorum. Ortaya bir şey koymak, üretmek ve bunun beğenilmesi çok hoşuma gidiyor.
Başka bir tiyatro oyunu, sinema vs. böyle bir hayaliniz var mı?
Devrim Aden: Edebiyat mezunu bir arkadaşım tiyatro oyunları yazıyor. Bilge Karasu’nun Kılavuz kitabını tek kişilik bir oyuna çevirdi. Oynamak ister misin diye bu oyunu bana teklif etti. Bilge Karasu da LGBTİ+ bir yazar. Bir LGBTİ+’nın yazmış olduğu kitabı, bir LGBTİ+’nın oynayacak olması aşırı iyi hissettirdi. Bu teklif, stand-up’tan sonra benim için açılan bir kapı oldu. Farklı filmlerde ve tiyatrolarda yer alarak LGBTİ+lar adına görünürlüğü sürdürmek isterim.
Kürliçe: KuirFest’in iki kere teaser’larında oynadım. Bilkent Üniversitesinden bir grup, Ankara’da drag queenlik üzerine bir belgesel çektiler, orada yer aldım. Ufak tefek kamera önü deneyimlerim oldu. Bunun daha büyük yerlere evrilmesini isterim. En büyük hayalim müzikal yapmak. Bir tiyatro sahnesinde drag olarak müzikal yapmayı ya da kısa filmde oynamayı çok isterim.
Ecmel Deniz: Benim bu konuda bir hayalim yok. Kaos GL’de çalışıyorum. Uzun yıllardır transaktivizm yapıyorum. Sosyoloji mezunuyum. Hep sosyal bilimlerin içerisinde oldum. Sanata dair bu zamana kadar herhangi bir şey yapmadım ve böyle bir şey hayal de etmedim. Bu proje de sivil toplum girişimi. Bir noktada yaptığımız şey yine aktivizm. Sadece sahneye çıkıp komedi yapmıyoruz. Meseleye kendimizi ifade etme biçimimiz, varoluşumuza dair bir örgütlenme olarak da bakıyorum. Sahnelere çıkmaya devam etmek isterim ama bu anlatıyı kendi hayatımla harmanlayarak ne kadar ileriye taşıyabilirim, bunu bilmiyorum. Uzun yıllar aktivizmin içinde olmayı istiyorum.
İş hayatıyla stand-up’ı birlikte nasıl sürdürüyorsunuz? İş hayatlarınızda sıkıntı yaşıyor musunuz?
Devrim Aden: Burası da şu an hayatımızın bir parçası. İş yerimde de lubunya kimliğiyle bulunuyorum. Böyle bir ayrım yapmıyorum.
Kürliçe: Devrim, lubunya bir mekanda çalışıyor. Ecmel, lubunya bir dernekte çalışıyor. Ben zaten lubunyaların çoğunlukla performans sergilediği bir alanda çalışıyorum. Bu sebeplerden dolayı çok sorun yaşadığımızı düşünmüyorum. Anlat Aşko’yu iş olarak görüyorum. Mesleğim drag queenlik. Burada drag queen olarak sahneye çıkıyorum.
Ecmel Deniz: LGBTİ+’ların istihdama ve ekonomik hayata katılımı çok kısıtlı. Bir konuya dair hayal kurma becerilerimiz de hedef göstermelerden kaynaklı çok fazla değil. Kendimize de otosansür uygulayabiliyoruz. Bu konular çok iç içe geçmiş durumda. Sosyal bilimler okudum, akademide devam etmeye dair isteğim olduğunu hatırlıyorum. Bunu ne kadar sürdürmek istiyorum ya da LGBTİ+ olduğum için ne kadar zorlanırım, ne kadar endişelerim oldu gibi sorular oldu ve bunların etkisi olduğunu düşünüyorum. Akademide doğrudan karşılaştığım bir şey olmadı. Ama LGBTİ+lar dolaylı ayrımcılıklarla da çok fazla karşılaşıyor. Bunun psikolojik yansımaları elbette oluyor. Bir LGBTİ+ derneğinde çalışmıyor olsaydım ‘Ne yapardım’ sorusunun cevabının net olmaması durumu özetliyor. Çünkü gerçekten diğer alanlarda çalışmak, istihdama katılmak hiç kolay değil. Sivil toplum da son zamanlarda hedef gösterilmeye başlandı. Bu alanda denetimler, ajanlaştırma meseleleri çok arttı. Konforlu ve sürdürülebilir bir iş hayatından da söz edemiyoruz. Bu da belirsizliği, gelecek kaygısını, anksiyeteyi çok fazla besleyen bir şey. Bu yüzden hem benim hem de LGBTİ+’lar için hayal kurmak çok kolay değil.

Anlat Aşko projesinin nasıl ortaya çıktığını projenin yürütücülerinden Özgür Renkler Derneği temsilcisi Semih Özkarakaş’a da sorduk. 13 yıldır LGBTİ+ aktivistliği yaptığını belirten Özkarakaş, hem bir çizer hem de sivil alan emekçisi. Şimdi sizi Özkarakaş’ın yanıtlarıyla baş başa bırakıyoruz.
Anlat Aşko stand-up projesi nasıl ortaya çıktı? Ekip olarak nasıl bir araya geldiniz?
Semih Özkarakaş: Anlat Aşko, VAHA III: Dayanışma İçinde Kültür Sanatla Ortak Alanları Geri Kazanmak desteğini almamızla somutlaştı ama fikri pandemi dönemine dayanıyor. O dönemde çok fazla stand-up izliyordum ve her seferinde şunu düşünüyordum: “LGBTİ+’lar olarak mizahımız çok daha politik, akışkan ve çoğul ama bu sahnede yeterince görünmüyor ya da sahnede anlatımızda yer alamıyoruz.” VAHA’nın çağrısı tam da bu fikri hayata geçirebileceğimiz bir zemin sundu. Kaos GL, Kült Kavaklıdere ve Özgür Renkler’in bir araya gelmesiyle projeyi geliştirdik. Açık çağrıya çıktık ve ekip bu şekilde bir araya geldi.
Anlat Aşko stand-up gösterisini nerelerde oynadınız? Ekibiniz kaç kişiden oluşuyor? Başka gösteriler de olacak mı?
Semih Özkarakaş: Şu ana kadar iki kez Ankara’da Kült Kavaklıdere’de ve Bursa’da Drift Pub’da sahne aldık. Ekip proje bazlı genişleyen, kolektif bir yapı; sabit bir sayıdan çok, birlikte üretim pratiğiyle şekilleniyor. Yeni gösteriler için de hazırlıklarımız devam ediyor.
Sahne bulurken zorlandığınız oldu mu?
Semih Özkarakaş: En başta Bursa’da bir mekanla işbirliği kurmak istedik ama bu sinerjiyi yaratabileceğimiz bir alan bulmak kolay olmadı. Bazı yerlerden de olumsuz dönüşler aldık. Sonrasında Kült Kavaklıdere ve Kaos GL ile yollarımız kesişti ve bu bizim için çok açıcı oldu. Ekip farklı şehirlerde Ankara, İstanbul, Bursa, İzmir’de yaşadığı için bir araya gelmek de başlı başına bir süreç. Ama Kült bizim için her zaman açık bir sahne oldu, ayrıca İstanbul’dan da sahne davetleri aldık.
Sahnede LGBTİ+ olarak yer almak nasıl bir duygu? Yeni bir alan yaratacağınızı düşünüyor musunuz?
Semih Özkarakaş: Sahnede LGBTİ+ olarak yer almak tek bir duyguya indirgenemiyor. Bir yandan görünür olmanın getirdiği güç ve özgürlük var, kendi hikayeni kendi dilinle anlatabilmek çok kıymetli. Ama diğer yandan kırılgan bir tarafı da var çünkü sahne her zaman eşit koşullarda kurulmuyor. Bu yüzden bizim için sahne sadece bir performans alanı değil, aynı zamanda bir alan açma pratiği. Yeni bir alan yaratma meselesine gelince: Bu aslında şimdiden oluyor, biz ilk bir şey yapmıyoruz. Ama bu sadece “daha fazla LGBTİ+ komedyen” demek değil. Biz sahnenin mantığını dönüştürüyoruz. Tekil performans yerine kolektif anlatıyı, punchline yerine deneyimi, normları yeniden üretmek yerine onları sorgulamayı merkeze alıyoruz. Dolayısıyla evet, yeni bir alan açılıyor ama bu alan sadece daha kapsayıcı değil, aynı zamanda mizahın sınırlarını da genişleten ve mizahla da dalga geçtiğimiz bir alan.
Daha önce sahne deneyimin oldu mu?
Semih Özkarakaş: Hayır, bu benim ilk sahne deneyimim.
LGBTİ+’lar olarak ana akım stand-up’tan farklı olarak ne yapıyorsunuz? Bu alana katkınız nedir?
Semih Özkarakaş: LGBTİ+’lar ve kadınlar için gülmek çoğu zaman bir hayatta kalma stratejisidir. İktidarla hizalanan, normlara yaslanan arzu, beden ve cinsiyet halleri gerçek anlamda mizah üretmekte zorlanır. Bu yüzden her LGBTİ+’nın ve her kadının anlatısı başlı başına mizahtır. Anlat Aşko olarak yaptığımız şey, bu anlatıyı performans aracılığıyla dönüştürmek. Türkiye’de kimin güldüğü kadar kimin susturulduğu da belirleyici. Kadın komedyenlerin görünürlüğünün artması bile bu alanın ne kadar eksik olduğunu gösterdi ve neredeyse çoğu erkek komedyenin komik olmadığını gösterdi bize. Biz ise sadece sahnede görünür olmakla yetinmek istemiyoruz. Anlatıyı bozmak, yeniden kurmak istiyoruz. Bizim sahnemiz tekil bir performans alanı değil, kolektif bir anlatı ve hafıza kurma pratiği. Deneyimi olanın “şaka yaptığı” değil, hikayeyi dönüştürdüğü bir alan açıyoruz. Ana akım stand-up çoğu zaman normları yeniden üretirken, biz normların kendisini sorgulayan bir mizah kuruyoruz. Kırılganlığı, utancı, arzuyu ve direnci sahneye taşıyoruz. Seyirciyi konfor alanından çıkarıyoruz çünkü Türkiye’de LGBTİ+ olmak zaten konforlu değil. Bu yüzden katkımız sadece çeşitlilik değil, mizahın öznesi ne olduğuna, kimin konuşabileceğine ve neyin komik sayıldığına dair çerçeveyi genişletmek.
Mizaha yönelik baskıyı nasıl değerlendiriyorsun?
Semih Özkarakaş: İfade özgürlüğü iktidarın hedef aldığı bir alan ve LGBTİ+’lar da iktidarın hedef gösterdiği, suçlulaştırdığı ve şeytanlaştırdığı vatandaşları. Bu atmosferde cis heteropatriyarkal iktidarın ve ikili cinsiyet rejiminin baskısından mizah da azade olamaz. İktidara karşı konumlanan mizah her zaman cezalandırılır.
Sahnede olmak sana nasıl hissettiriyor?
Semih Özkarakaş: Hem çok gergin hem de çok komik. Ama bir lubunya olarak sahnede olmak bana büyük bir keyif veriyor.
Başka hayallerin var mı?
Semih Özkarakaş: Sinema yönetmenliği en büyük hayallerimden biri. Keşke gerçekleştirebilecek bi şansım olsa. Lubunya anlatısını hem görmek hem de göstermek; onu büyütmek, çoğaltmak ve ihtişamlı bir şekilde ifade etmeyi hayal ediyorum.
VAHA Programı hakkında
VAHA, Türkiye ve Avrupa’daki kentlerde kamusal tartışmalar ve diyaloğu savunan, bağımsız kültür ve sanat alanlarını güçlü aktörleriyle birlikte destekleyen bir program olarak 2020 yılında başladı. VAHA programı, zorlu ve baskıcı koşullar altında kültürel ve sanatsal faaliyetleriyle kamusal tartışmalara alan açan inisiyatifleri bir araya getirerek, karşılaşma ve eleştirel düşünme alanlarını çoğaltmayı ve ulusötesi dayanışmayı desteklemeyi amaçlıyor. VAHA, Anadolu Kültür ve zusa girişimi olup, Stiftung Mercator ve European Cultural Foundation tarafından finanse ediliyor.
Programa ve VAHA hub’larına dair daha ayrıntılı bilgiye VAHA web sitesi üzerinden erişebilir, hub’ların çalışmaları ve etkinliklerini VAHA instagram sayfasından takip edebilirsiniz.
Desteğiniz bizim için önemli. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi ifade özgürlüğünün sürekli tehdit altında olduğu bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğine inanıyor, eleştirel düşünceyi müşterek bir toplumsal değere dönüştürmeyi hedefliyoruz.
Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için fazlasıyla değerli. vesaire’nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire’yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Desteğiniz için şimdiden teşekkür ederiz, iyi ki varsınız.