Tüketenler tüketilir

İsviçre menşeli saat markası Swatch’un Audemars Piguet (AP) işbirliğiyle geçtiğimiz günlerde piyasaya sürdüğü “Royal Pop” koleksiyonu Londra, Paris, Cenevre ve New York gibi önemli şehirlerde kargaşa yarattı. 16 Mayıs’ta dünyanın dört bir yanındaki mağazalarda satışa sunulan Royal Pop koleksiyonu, yüzlerce kişinin mağazaların önünde toplanması, ardından koleksiyona erişebilmek için birbirlerini saf dışı bırakmaya çalışmasıyla gündem yarattı.

Reuters, Paris’teki bir Swatch mağazasının önünde toplanan ve yaklaşık 300 kişi olduğu tahmin edilen kalabalığa polisin göz yaşartıcı gazla müdahale ettiğini bildirdi. Yaşanan olayların ardından Swatch kimi mağazalarını geçici olarak kapattığını duyurdu ve itidal çağrısı yaparak insanlardan bu ürünü satın almak için mağazalara akın etmemesini istedi. İkinci el fiyatlarında uçuş yaşanırken sahte olduğu düşünülen binlerce ürünün internet üzerinden satışa çıkarıldığı açıklandı.

Arzunun inşası

Yaşananlar sonrasında üretimin sınırlı sayıda kalmayacağını belirten Swatch, lansman öncesinde ürünün sınırlı sayıda üretileceğini duyurmuştu. Swatch ve AP üretimin sınırlı sayıda olacağını vurgulayarak mağazalar önünde kuyruk yaratmış ve mağazaların önünü adeta bir sosyal statü arenasına çevirmişti. Bu duyuru, aslında yapay bir kıtlık yaratarak ilgili kitlelerde “elde edilmesi zor bir ürün” algısını açığa çıkardı. Bu noktada, saat bir meta olarak zamanı gösteren temel işlevsel değerinden çıkıp sahibini ayrıcalıklı statüsüne ileten bir anlam ve gösterge değeri yaratmayı başardı.

Medyaya yansıyan kuyruk görüntüleri, artık ürünün yalnızca arzulanan bir nesne olduğunu gösteren reklam öğesine dönüştü. Swatch ve AP’nin ürünün erişilebilirliğini kısıtlayarak tüketim arzusunu canlı tuttuğu bu olayı bir tür pazarlama zaferi olarak kutladıkları düşünülebilir. Muhtemelen kutluyorlardır.

Yabancılaşma ve insani kimliğin yok oluşu

Mağazanın önünde bekleyen, saygı, sabır, güvenlik ve dayanışma gibi insani kimliklerinden uzaklaşan bireyler çoktan sistemin birer dişlisi haline gelmiştir. Özgür iradesiyle saat satın aldığını düşünen birey, esasen kapitalist sistemin çarklarını besleyen kusursuz bir aktöre dönüşmüştür. Bireyin kendine ve çevresine yabancılaşması o kadar derinleşmiştir ki artık “sahip olduğum kadar varım” algısı bireyin yegâne gerçekliği olmuştur.

Bir meta satın almak için insani kimliğini tüketen bireyler, aldıkları meta tarafından ele geçirilen ve tüketilen nesneler haline gelmiştir. Karl Marx, 1867 yılında ilk cildi yayımlanan Kapital’de “Kapitalist özel mülkiyetin saati çalmıştır. Mülksüzleştirenler mülksüzleştirilir” diye yazmıştı. Biz de bugün saati çalan kapitalizmin karşısına çıkmazsak usulca tükenmeye devam edeceğiz. Çünkü Royal Pop örneğinin gösterdiği üzere, tüketenler tüketilir.

Desteğiniz bizim için önemli. Buraya kadar geldiyseniz, hatırlatmak boynumuzun borcu. Türkiye gibi ifade özgürlüğünün sürekli tehdit altında olduğu bir ülkede, elimizden geldiğince nitelikli yayıncılık yapmanın imkanlarını araştırıyoruz. Güvenilirliğini küresel ölçekte yitiren medya alanında hâlâ iyi işler çıkarılabileceğine inanıyor, eleştirel düşünceyi müşterek bir toplumsal değere dönüştürmeyi hedefliyoruz.

Bağımsız yayıncılığı desteklemeniz bizim için fazlasıyla değerli. vesaire’nin dağıtımının sürekliliğinin sağlanmasında ve daha geniş kesimlere ulaşmasında okurlarımızın üstlendiği sorumluluk özel bir anlam taşıyor. İmkanınız varsa, vesaire’yi desteklemek için patreon sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Desteğiniz için şimdiden teşekkür ederiz, iyi ki varsınız.

Muhabbetimiz daim olsun...

Related Posts
daha fazla

Bu ülkede herkes biraz yorgun

Bu ülkede artık insanlar birbirine “nasılsın?” diye sormuyor. Çünkü cevabı aşağı yukarı herkes biliyor. Kimse gerçekten iyi değil.…
Total
0
Share

vesaire sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin